Ne olacağını bilmeden rahatlayamıyorum!
Hayatta başımıza gelecek her şeyi önceden bilmemiz imkansızdır, belirsizlik hayatın doğal bir parçasıdır. Bazı insanlar bu belirsizlikle başa çıkmakta zorlanmıyor, hatta bundan keyif aldığı anları deneyimleyebiliyor. Kimi insanlar ise ‘bekleyip görmek‘ konusunda oldukça zorlanıyor, olası bütün senaryoları zihninde tekrar tekrar çeviriyor, ne olacağını anlayabilmek için uzun uzun araştırmalar yapıyor ve çevresindeki kişilerden kararlarına dair onay bekliyor…
Aslında bu durumun bir ismi var, belirsizliğe tahammülsüzlük. Kişinin belirsiz durumları tehdit edici ve katlanılamaz algılama eğilimine belirsizliğe tahammülsüzlük deniyor. Kaygı bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluklar ve depresyon ile sıklıkla birlikte görülen bu eğilim, kişilerin hayatını zorlaştıran bir psikolojik mekanizmadır.
Bir terapist olarak gözlemlerimden bir tanesi „ya … olursa“ düşünce kalıbının bu mekanizmanın sürdürülmesinde önemli bir araç olduğudur. Böyle düşünceler zaman zaman problem çözme hazırlıklı olmak gibi görünebilir, ama aynı zamanda zihnin belirsizliği kontrol etmeye çalışma döngüsünü besler. Ya okula geç kalırsam, ya otobüs zamanında gelmezse gibi düşüncelerin başlangıç öncülünden dolayı kişinin bu ihtimaller karşısında ne yapabileceğini düşünmeye itmektense, zihni o döngüde tutmaya katkı sağlar. Öte yandan „… olsa bile“ diye düşünebilmek, zihnin eylen gücü, seçenekler ve seçim yapabilme kapasitesini hatırlatmak konusunda daha işlevsel olabilir. Odağı ihtimallerden çok kişinin eylem kapasitesine alabilir.
Belirsizlik karşısında hazırlıklı olmak, belirsizliğe tahammül edememekten iyi ayrıştırılmalıdır. Örneğin bir başvuru yapıyorsunuz, sürecin nasıl ilerleyeceğini, işlerinizin iyiye gidip gitmeyeceğini bilmeniz imkansız. Tabii ki bir noktada hazırlıklı olmak gerekiyor, ama bu hazırlık sadece kontrol edebileceğimiz alanlarda işlevseldir; gerekli belgeleri uygun bir şekilde hazırlamak gibi. Eğer defalarca farklı kurumları arıyor, aslında farklı bir bilgi almıyor ancak yine de emin olmak istiyorsanız bu durum belirsizliğe tahammülsüzlük ile ilişkili olabilir. Ya da size haber geleceğini bildiğiniz halde önceden haber alabilmek için farklı yöntemler deniyor ve beklemeye dayanamıyorsanız. Bu iki durumda da kişinin yaptığı şeyler tıpatıp aynıdır: başvuru için gerekli belgeleri hazırlamak, muhtemelen sonuç da benzer olacaktır. Buradaki değişken çoğunlukla kişnin süreçte deneyimlediği huzursuzluk ve kaygıdır.
Belirsizliğin hayatın bir parçası olduğunu kabullenmek de önemlidir. Ya… olursa düşünce döngülerini durdurup bunların birer ihtimal olduğunu kabul etmek, gerekirse bu durumlar gerçekleşse bile neler yapılabileceğini düşünmek belirsizliğe toleransı artırmakta yardımcı olabilir. Belirsizliğin her zaman olumsuz yönlerini düşünmektense, belirsizliğin beklenmedik sevinçlere, sürprizlere kapı araladığını, belirsizliğin sonucunun her zaman olumsuz olmadığını hatırlatmayı da kıymetli buluyorum. Belirsizlik henüz bilmediğimiz güzel ihtimallere de yer bırakır.